Sanırım benim 68'im de bu.
çokça kitap okuyup sayfa sayısı kadar bira içip ayık gezmemek ve siyah beyaz gün doğumları yaşamak rock'n roll dinlemek ve dağınık saçlarımın arasından yükselen sessizce ben burdayım lan ve sizi takmıyorum nidaları hani diyordum ya tek başınalık değilde yalnızlık çok kötü bişey,işte bu sözümden feragat ediyorum önceleri kabul etmiyorsun tabiri caizse kıçını yırtıyorsun ve sürekli tekrarlıyorsun yok bee ben yalnız değilim etrafımda bir sürü insan var sosyal hayatım var sevgilim var ailem var.ama bunları derken bile sen bile şüpheci konuşuyorsun yani akbil basıp geçtikten sonra ben akbil bastımmı lan demek gibi yada ilk defa girince üşüyeceğini bildiğin halde yavaş yavaş girersin ya denize bu da onun gibi bişey bilirsin istemessin ama eninde sonunda hayatına girer.seni sevdiğini gösterir sana ilgi gösterir sen yüz vermedikçe istemiyorum dedikçe o kafanın içindeki ikinci benliğine,eninde sonunda girivermiştir hayatına ilk başta bişey farketmessin ama o seni yavaş yavaş öldürür.öldürmek değil aslında hislerini alır senden ve bi süre sonra bir şey hissetmessin sıkılırsın herkesten sadece kabuğuna çekilmek istersin kısmen de olsa yaparsın bir süre böyle devam eder ve bu sefer insanları tanımaya başladığını farkedersin hani sadece boş zamanlarını değerlendirmek isteyen insanlar vardır ya yani bir çoğu işte onlar ''neyin var?;diye sorarlar sana sende içinden sanane amına koyim.dışından yok bişey dersin.icabında farketmissindir amaçları sana değer verdiklerini zannetmeni sağlamak için ilgiliymiş gibi davranmak ondan sonra bir an önce kendilerine sıra gelmelerini beklerler çünkü onlar mutludur,gülerler,akşamında seks yapmışlardır,takımları maçı kazanmıştır bi kızla tanışmışlardır,yada geçenlerde...diye başlayan ego dolu tiksinti veren cümleler başlar hep,gerçeği göremezler seni takmazlar tek istedikleri kendi ego tatminlerini yapacak olan insan parçalarına yapışmak olur.
7 Kasım 2014 Cuma
Sanırım.
Önce herşeyi siyaha boyamak lazım . sonra kurumasını bekleyip üstüne beyaz harflerle yeni bir hikaye yazmak. işte buna unutmak diyoruz...
BANA EMPATİ YAPMA
Bana empati yapma,ben küçükken
ben küçükken çok kuş vurdum,iyi adam değilim.
Geliştirdiğim duyarlılıkların alayını toplasan
kanadını kanattığım tek bir serçe yavrusunu iyi etmiyor.
Bana saygı soslu veda nutukları atma;
sıkıyorsa diş gıcırdatmalarımı taklit et de görelim
Görmüyor musun bir tırnak kendi etini parçalıyor,
sen kalkıp beni üzmemekten bahsediyorsun.
Bana ders vermeye kalkma ben dersimi yıllar önce
tek başıma çizgi film izlerken aldım.
Çünkü annesi çok meşgul ola çocuklar
oturup tek başlarına çizgi film izlerler.
Bana empati yapma çünkü annem,
Annem empatinin ne olduğunu bilmiyor.
29 Ekim 2014 Çarşamba
AKROFOBİ
AKROFOBİ...
Küçük dünyaların dışına çıkmak, üstünlük değil. Bütün doğruları bulmuş gibi artizlik yapma. Dışına çık ama bütünden ve kendinden çıkma. Yüksek ego ve kabalık dışında hiç bir şeyin ağzına sıçma.
Sabit belirlemiştim kendi belirsizliğimi. Gide gele vardığım çoğu yerde ‘ne gerek var’. Olduğum günden beri hikayelerinizi empoze etmenize kılım. Uzaktan saygı duyarım, bir ucundan tutarım ama dayatmalar üzerinden oluşan bütün saygılara atarım var. Herkese de gider.
Detaya girmeye fırsatı olmayanlara ayıp olacak ama. Her gün istikrar belleyerek aldığınız her pozisyonda, coşkunuzu kaybediyorsunuz. Döke döke kalmayan yapraklarınızla çıplaksınız. Ben çıplak değilim, donum var. Her gün istikrar belleyerek dayattığınız her pozisyonda olayımı öldürüyorsunuz. Dünyadaki bütün olayım çözüp, bırakmak. Herşeye açığım, dayatmaya karşıyım.
Çoğalmayla ilgili de bir takım fikirlerim var. Ne gerek var?
Durmadan gidersen bekleyemezsin. Beklemek sinmez içine. Sonra bir durursun. Beklemezler. Aslında tek kişiliktir gerçek kelamlar. Diyalog değil, peşinde olmak hep esas anlar. Ama kimsenin işine gelmiyor gerçek. Küçümseyen taraflardan bugün deneyimler soruyor. Nereye? Bilgi sakin. Kendini bırakarak çoğalmaya. Azalarak bitme korkusu durdurandı hep zamanda. Çoğalma konusunda bu kadar maddeci olma.
Üstelik ben çok net taraf olan bütün taraflara karşıyım. Ve hayatın politikası bakış açısı birleşmesinden geçiyorken ben, yekten bertarafım. Çünkü aşırı yalnız bir tarafım. Korktuğum şeyleri anlatsam, heyecanlarıma varırsınız. Ne kadar yalnızım. Kötü şeylerden bahsettikçe ilgi çekmeyeceğimi bilecek kadar yalnızım. En kötüsünü görmeye devam edecek kadar da arsızım.
Aşk ne kadar uçucu geliyorsa durduğun noktada, sevgiye verdiğin önem adalet getiriyor dünyaya. Dürüstlüğü de bir önlem olarak görüyorum. Önem için önlem. Bazen değer kötü şeyi söylememek gibi geliyorsa, gerçek olan fikir mi, durum mu bunu düşün sadece. Durum olan hiçbir gerçeği saklamaya hakkımız yok aslında.
Bu kadar.
5 Ekim 2014 Pazar
üstümüze güzel günler düşlenir SAYFA 4
Kafam karışıyor düşününce fazla,
yoksa ben de biliyorum bu şekilde böyle olmaz.
"Öyle olmaz, böyle olmaz, nasıl olacak?" deyip bunu yazıyorsak, beni rahat bırak anla..
Biz bu zamanları boşa harcadık ve hatta
öndeki bi 10 seneye de kan sıçrattık kesin..
Neyse zaten böyle dinliyorlar onlar şarkıları
bölmüyorlar. Yalan kimya fizik..
Kafam karışıyor düşününce sorma bir şey..
Onlar için fazla cazipken karanlık, ben aydınlık aradım.
Belalıydı yanlızlık, el altından albüm satıp
en azından yaşadık..
Yoksul ve düşkünü anlatmaya yetmiyordu literatür!
Jargonu arabeskler ötelendi kime küfür bu haykırış ahmak? Onlar senin olmamanı istiyorlar burda. Olacak...
Çünkü içi boşaltıldı bütün kavramların.
Uyuştular en kuytu köşelerde vazgeçenler.
sonra vücut buldu zihinlerde çaresizlik,
bana bunu sorup durma yok bir çare belki de..
Neyse düşününce kafam karışacak, doruklara sevdalancaz
bir gülüşe kanıcaz..
sonra o çocuklar sokaklarda aç yatacak
bir düşüne yanıcaz dinleyip de taşta.
Onlar dünya görüşünü kazansalar ne olur?
Yan sokakta torba, üst katında fuhuş!
Statüye tapmıyorlar yok cepte 1 kuruş,
şu bardağı bi doldurda konuşuruz şunu..
Nasıl unutulcak bunlar?
Bu insanlar izdihamdan kopartırken ekmeğini lekeledi gururunu üzdü bizi..
Ogün bugün küskün kimi en afilli hayatlara.
Ben de sustum ürkütmedim..
Fazla düşününce kafam karışacak benim,
alacaklar yanımızdan en sevilen kardeşleri..
Bir şafak vaktinde silahları ateşlenir,
üstümüze yağmur yağar, güzel günler düşlenir.
Sonra filizlenir ihanet yanıbaşımızda,
bir bakmışız biz de su dökmüşüz yıllarca..
hegomonyasından kurtulanlar travmanın,
harcayacak ömrünü sevdikleri uğruna..
sonra kapanacak tüm kapılar,
yasaklanacak bu şarkılar ve üstümüze kalacak
üsteüstün alçaklar da bundan nemalanacak.
Özgürlük uzak, sevda dört duvara kazınacak..
Elbet hatırlanacak onlar hüznümüze ortak olup
sonra yoktan varolacak sorun noldu?
Güzel insanların hepsi gitti şimdi yani
kahır dolacak yolum, ağır olacak sonum!
Biz bunların böyle olmasını istemedik,
mecbur kaldık ve kimse bizi dinlemedi...
Çünkü hayat zaten yeterince kasvetliydi
biz insanların kaçtığını önlerine getirdik ve
geldik son sözüne gerçeğin.
Yalan dedim hepsi unut gitsin birden
"pislik miyiz biz?" dedi sonra silah istedi!
Üstümüze düşmemişti o işlerin hiç biri ama gülsünler istedik biz...
Tutuklandık akabinde sebepsiz,
işte o gün ilk kez karışmıştı kafam ve "olmaz böyle yok!" dedim..
"Bana böyle anlatmadın?" dedi koridorlar inledi..
"nolur nolmaz dur" dedim.. gitti..
İşte o gün bitti sevda.
Hiç bir pankart hiç bir zaman anlatmadı yaşananı asla..
Gözlerimde yazdan kışa aynı doğa.
Müzik değil acılardır evrensel olan!
:) gülüyorum neden biliyomusun,
başladı yine ne idüğü belirsiz dertler birikmesi
uzun zamandır çok mutluydum harbi mutluydum ama buruktum ben buruktum nedenmi,güldüğüm her zaman biliyordum yakındır hüzün fırtınası ve geldi yaklaşık yarım saat önce falan öldüm bilmem kaçıncı ölümüm oldu her defasında biraz daha rutinleşti.Artık zamanlarındayım,artığım,artıklaştım belirsizleştim hayalet olduum şeffafım artık.yedi renk saklıyor beni.mutsuzluk üzerine kurulu hayatımda kısa süreli huzur veren şeyleri yaşıyıp sonra tekrar hüzünleniceğim zamanı bekliyorum
yoksa ben de biliyorum bu şekilde böyle olmaz.
"Öyle olmaz, böyle olmaz, nasıl olacak?" deyip bunu yazıyorsak, beni rahat bırak anla..
Biz bu zamanları boşa harcadık ve hatta
öndeki bi 10 seneye de kan sıçrattık kesin..
Neyse zaten böyle dinliyorlar onlar şarkıları
bölmüyorlar. Yalan kimya fizik..
Kafam karışıyor düşününce sorma bir şey..
Onlar için fazla cazipken karanlık, ben aydınlık aradım.
Belalıydı yanlızlık, el altından albüm satıp
en azından yaşadık..
Yoksul ve düşkünü anlatmaya yetmiyordu literatür!
Jargonu arabeskler ötelendi kime küfür bu haykırış ahmak? Onlar senin olmamanı istiyorlar burda. Olacak...
Çünkü içi boşaltıldı bütün kavramların.
Uyuştular en kuytu köşelerde vazgeçenler.
sonra vücut buldu zihinlerde çaresizlik,
bana bunu sorup durma yok bir çare belki de..
Neyse düşününce kafam karışacak, doruklara sevdalancaz
bir gülüşe kanıcaz..
sonra o çocuklar sokaklarda aç yatacak
bir düşüne yanıcaz dinleyip de taşta.
Onlar dünya görüşünü kazansalar ne olur?
Yan sokakta torba, üst katında fuhuş!
Statüye tapmıyorlar yok cepte 1 kuruş,
şu bardağı bi doldurda konuşuruz şunu..
Nasıl unutulcak bunlar?
Bu insanlar izdihamdan kopartırken ekmeğini lekeledi gururunu üzdü bizi..
Ogün bugün küskün kimi en afilli hayatlara.
Ben de sustum ürkütmedim..
Fazla düşününce kafam karışacak benim,
alacaklar yanımızdan en sevilen kardeşleri..
Bir şafak vaktinde silahları ateşlenir,
üstümüze yağmur yağar, güzel günler düşlenir.
Sonra filizlenir ihanet yanıbaşımızda,
bir bakmışız biz de su dökmüşüz yıllarca..
hegomonyasından kurtulanlar travmanın,
harcayacak ömrünü sevdikleri uğruna..
sonra kapanacak tüm kapılar,
yasaklanacak bu şarkılar ve üstümüze kalacak
üsteüstün alçaklar da bundan nemalanacak.
Özgürlük uzak, sevda dört duvara kazınacak..
Elbet hatırlanacak onlar hüznümüze ortak olup
sonra yoktan varolacak sorun noldu?
Güzel insanların hepsi gitti şimdi yani
kahır dolacak yolum, ağır olacak sonum!
Biz bunların böyle olmasını istemedik,
mecbur kaldık ve kimse bizi dinlemedi...
Çünkü hayat zaten yeterince kasvetliydi
biz insanların kaçtığını önlerine getirdik ve
geldik son sözüne gerçeğin.
Yalan dedim hepsi unut gitsin birden
"pislik miyiz biz?" dedi sonra silah istedi!
Üstümüze düşmemişti o işlerin hiç biri ama gülsünler istedik biz...
Tutuklandık akabinde sebepsiz,
işte o gün ilk kez karışmıştı kafam ve "olmaz böyle yok!" dedim..
"Bana böyle anlatmadın?" dedi koridorlar inledi..
"nolur nolmaz dur" dedim.. gitti..
İşte o gün bitti sevda.
Hiç bir pankart hiç bir zaman anlatmadı yaşananı asla..
Gözlerimde yazdan kışa aynı doğa.
Müzik değil acılardır evrensel olan!
:) gülüyorum neden biliyomusun,
başladı yine ne idüğü belirsiz dertler birikmesi
uzun zamandır çok mutluydum harbi mutluydum ama buruktum ben buruktum nedenmi,güldüğüm her zaman biliyordum yakındır hüzün fırtınası ve geldi yaklaşık yarım saat önce falan öldüm bilmem kaçıncı ölümüm oldu her defasında biraz daha rutinleşti.Artık zamanlarındayım,artığım,artıklaştım belirsizleştim hayalet olduum şeffafım artık.yedi renk saklıyor beni.mutsuzluk üzerine kurulu hayatımda kısa süreli huzur veren şeyleri yaşıyıp sonra tekrar hüzünleniceğim zamanı bekliyorum
15 Eylül 2014 Pazartesi
İstemek ve yapamamak SAYFA 3
Aslında yoksun ama var gibi davranıyorsun bazen kopuyorsun bazen düğümle birleştiriyorsun kendini ama dokundukça canını acıtıyor buraya ergen gibi dertlerimi dökmek için yazmıyorum bizim şarapçı abinin dediği gibi hüzünlü değilim benim mizacım böyle psikopat değilim olmayı çok istedim ama olmadım deli insanların yanında kendimi daha güvende hissediyorum özellikle deli insaları hayatıma sokmak gibi saçma ama güzel bi tarafım var sen deliyi nasıl tanımlarsın bilmiyorum ama bence yaşamayı bilen insan delidir değer yargıları olmayan,gerekirse ömründen gerekirse cebinden harcıyacak bi çırpıda silecek herşeyi yeni sayfasını açacak ama bi o kadarda kaybetmiyecek kendini azıcık alkolün verdiği çakır keyifilik dışında...
25 Ağustos 2014 Pazartesi
İlk yazı SAYFA 1
İlk Yazı...
Canım sıkıldı blog açtım kendim için açtım 10 yıl sonra bakıpta ulan zamanında neler yazmışım diye kendimle dalga geçicem.Büyük bi hevesle açtım ama hayatımdaki her şey gibi bu da 2 günlük heves olacak galiba ondan sonra aklımın tozlu raflarında yerini alan onlarca istek ordusuna katılacak.Neyse böyle karamsar düşünmeye daha bi kaç saat var,daha yakılacak bi çok sigara içilecek bi kaç şişe alkol,düşünülecek bi kaç derdim ve sonra yakılacak bi kaç sigaram daha var :))
Belkide hayatımı dökücem buraya ve sonra dönüp okuyacam yani tamamen kendi fantazilerim için kullanıyorum burayı :D.
Belkide hayatımı dökücem buraya ve sonra dönüp okuyacam yani tamamen kendi fantazilerim için kullanıyorum burayı :D.
Ben
Burda kendimden bahsedeceğimi zannediyorsanız bilmiyorum yanılma payınızında olma ihtimali yüksek bi ihtimaller zinciri içinde karşınıza çıkma durumunda olmuş bulunuyor.(sanırım kendimden bu kadar bahsettiğim yeter umarım anlamışsındır zira tam tersi oldu büyük ihtimalle işte ben buyum farklıyım fiziksel olarak sana,ona,buna,yada komşu çocuğuna benziyorum ama beynim varya heh o işte çok farklı çalışıyor,belki de ben öyle düşünüyorum zaten güncel olarak başımdan geçenleri yazıcam.
HAYALLER
Çok kullandığım bi hobidir hayal kurmak.İçimde hep bişeyler çocuk kaldı ve kalıcak yoksa benim sizden(yansımalardan) ne farkım kalır değilmi,sizde kendinizi farklı olarak görüyorsunuz değilmi??HEMEN AÇIKLAYAYIM UKTE KALMASIN İÇİMDE
Tam tahmin ettiğim gibi.Kendinizi özel hissediyorsunuz değilmi hatta çok çok özel,dünya üzerine gelmiş özel bi insan(yansıma)...Evvet haklısın farklısın ve herkes farklı o yüzden herkes aynı oluyor paradoks'u yakaladınmı ? :D paradoksu bozan tek istisna nedir biliyormusun? sadece pirinç tanelerinin içindeki taş kadar azınlıkta insan istediğini gerçekleştirmek için fedakarlıklar yapıyor. işte paradoksu bu bozar.yani bir çoğu gibi MESELA;gitmek isteyipte,sıcak yatağını terk etme üşengeçliği ve rahatını bozmamak için gitmek isteyemez,üşenir,korkar küçük dünyasında sıkışıp kalmayı tecih eder.Yani faklı olmak istemen için öncelikle fedakar olman gerekir bir şeyleri kaybetmeye korkmamalısın
Kendin için faklı olan bişeylerle yaşarsan o zaman faklı olursun.Mesela ben;herkesin yaptığı,düşündüğü desteklediği,hissettiği,baktığı,hayal ettiği kısacası popüler olan şeylere çok takık biriyim.ırkçı değilim ama bu düşünce tarzından nefret ederim ne olursa olsun yapmak utanç veriyor böyle şeyleri.Ve bu yüzen klasik kafa yapısından farklıyım ve bundan gurur duyuyorum sizin gibi değilim.Bir çoğunuza göre 'bi ev bi iş yeter mutlu olamaya' modunda değilim.Klasik şeyleri severim ama klasik kafa yapısı bana ters olan bişey.hayallerim vardır beni ayakta tutan,fikirlerim vardır ileriye taşıyan ve bir ben varımdır kendimin yanında olan...
Dediğim gibi yazmak için yazıyorum sadece kimseyi suçlamıyor zan altında bırakmak istemiyorum ve kimse tarzımı yargılamasın öneri,fikir,eleştiriye her zaman açığımdır .Bu akşamlık bu kadar yeter kendime iyi geceler size de iyi geceler tabi böyle bişey mümkünse :))
PART 2. http://alternatifkafam.blogspot.com.tr/p/blog-page.html
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
